Skip to content
Menu
RECEP TEMEL
  • Ana Sayfa
  • Hakkında
  • Yazılar
  • Galeri
  • İletişim
RECEP TEMEL

PAYLAŞAMADIĞIN HAYAT; YAŞAMAK DEĞİLDİR.

Posted on 23/04/202023/04/2020

Adam zenginmiş, aynı zamanda cömert ama akıl almaz derecede cömertmiş. Adama sizden daha cömerdini gördünüz mü diye sormuşlar. Gördüm demiş. Ve anlatmış.

Bir çobana misafir oldum fırtınalı bir günde. Bana bir koyun kesmişti. Böbreğini yerken çok sevdiğimi belli ettim. Sonra bir ara kayboldu. 8 tane daha koyunu varmış, hepsini kesip böbreklerini kebap etmiş ve bana ikram etti.  Ertesi gün oldu. Ben de ona 300 tane koyun armağan ettim.

Ee siz 300 tane koyun verdiğiniz halde onu kendinizden daha fazla cömert görmeniz tuhaf değil mi. Hayır demiş zengin adam. Değil. Elbette o benden daha fazla cömert olacak. Çünkü ben on binlerce koyunumun arasından 300 tane verdim. O ise 8 tane olan koyununun tamamını verdi. O yüzden o daha cömertti. Dedi. Evet, karşılıksız verene ihsan sahibi denir. Karışılık beklemeden ve tüm koyunlarını hiç düşünmeden paylaşıp ikram eden çobanın tavrını düşünüp bizde kendimizi sorgulamalıyız . Şimdi bunu neden anlattım paylaşayım.

Mübarek ramazan ayına girdiğimiz ve ilk orucumuza başladığımız bu günlerde karşılıksız paylaşmaya çok önem vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan virüs olayı ile birlikte gerçekten kıt kanat geçinen zor durumda olan çok insanımız var. Az çok karınca kaderince bu kişileri tespit edip yemeğimizi, ekmeğimizi, sevgimizi, maneviyatımızı paylaşarak bu hayatı daha da anlamlı yaşadığımızı göreceğiz. Düşünmeye çok fırsatımız olduğu bu günlerde Ramazan ayını farklı yaşayıp farklı anlamlandırmak gerekiyor. Teravih namazı camilerde olmayacak, bayram namazı belki olmayacak, şatafatlı iftar yemekleri olmayacak, misafirlikler olmayacak. Bu ve buna benzer birçok etkinlikler gerçekleşmeyecek. Ama bunların yerini alabilecek ve paylaşabileceğimiz o kadar çok şey var ki bu hayatta. Hayatı anlamlı kılmak adına paylaşmak çok da kötü bir şey olmasa gerek. Bir şeyler paylaşmak için ihtiyacı olanlara ulaşmak bu mübarek Ramazan ayında hedefimiz olsun.

Hepimiz aslında bir gerçekle yüzleşiyoruz. Özellikle son bir aydır aldığımız büyük evlerde sıkılıyoruz. Aldığımız lüks arabalarımızı kullanamıyoruz. Gittiğimiz lüks yiyecek içecek mekânlarına gidemiyoruz. Kısaca hayatı yaşayamıyoruz. Hayatın sadece yaşamaktan ibaret olmadığını nefes alıp vermekle yaşanmadığını da gördük. En azından paylaşma kavramını hayatımıza yerleştirerek yaşıyoruz diyelim. Yaşamı paylaşalım. Her yönünü ama. Çevremizde ihtiyacı olanları duymayacak kadar sağır görmeyecek kadar kör olmayalım. Ramazan ayında en azından daha çok paylaşalım ekmeğimizi. Daha çok paylaşarak yaşayalım hayatımızı.

Ramazan ayının tüm ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Paylaşımlarımızın sosyal medyada olduğu kadar çok olmasını ama sanal olmamasını ve Ramazan ayı boyunca az da olsa ihtiyaç sahipleri ile bir şeyler paylaşarak onlarında hayatlarını yaşamalarına vesile olalım.

Sevdiğimiz ve yaşadığımız o kadar çok şey bizden gitti ki bu süreçte; en azından kaybettiklerimizin bize başka surette geri dönmeleri için mübarek Ramazan ayını yardımlaşarak paylaşarak dolu dolu yaşayalım. Şunu asla unutmayalım verdiğin senindir aldığın değil. Paylaşamadığın hayat yaşamak değildir.

Hayırlı Ramazanlar

2 thoughts on “PAYLAŞAMADIĞIN HAYAT; YAŞAMAK DEĞİLDİR.”

  1. Filiz Işık dedi ki:
    25/04/2020, 08:03

    Sayın Temel, Anlattığınız hikaye o kadar anlamlı ki, bende çok sevdiğim, “HALİL İBRAHİM BEREKETİ”hikayesini anlatmadan duramadım.
    “Vaktiyle birbirini seven iki kardeş vardır. Büyüğü Halil, küçüğü ise İbrahim’dir. Ortak bir tarlaları vardır iki kardeşin, ne mahsul çıkarsa tarladan bölüşürlermiş. Böyle geçinip giderlermiş. Bir yıl yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar. İş kalmış taşımaya. Halil bir teklif sunmuş;
    “İbrahim kardeşim ben gidip çuvalları getireyim sen buğdayı bekle.”
    İbrahim; peki abi demiş.
    Halil çuvalları getirmeye gitmiş, o gidince İbrahim düşünmüş; “Abim
    evli çocuklu onun evine daha çok buğday lazım” demiş. Ve kendi payından abisininkine bir miktar atmış.
    Halil çuvalları getirmiş;
    -Haydi İbrahim ilk sen doldur taşı ambara demiş.
    -Peki abi der İbrahim. Kendi yığınından bir çuval doldurup ambara götürür. O gidince Halil düşünür bu defa. Der ki; ben evliyim, çok şükür kurulu bir düzenimde var. Ama kardeşim bekar. O çalışıp para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.” böyle düşünerek kendi payından atar kardeşininkine birkaç kürek. Velhasıl biri gittiğinde öbürü atar kendi payından onunkine. Bu böyle sürüp gider. Ama birbirlerinden habersizdirler. Nihayet akşam olur karanlık basar. Görürlerki buğdaylar bitmiyor. Hatta hiç azalmıyor bile. Hak Tealâ bu durumu çok beğenir. Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verirki. Günlerce taşırlar buğdayları, bitiremezler. Şaşarlar bu duruma. Aksine buğdaylar çoğalır. Ambarlar dolar taşar. Bugün bereket denilince, bu kardeşler gelir akla. Bu bereketin adı; Halil İbrahim Bereketidir.” Bizler, komşuya gittiğinde; “açmısın”sorusuna karnımız açken bile tok olduğunu söyleyen, anne-babaların yetiştirdiği çocuklarız. Hepimiz komşumuzun aç yatmadığından emin olalım. Her zaman olduğu gibi, bu Ramazan da gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşma çabası içerisinde olalım. “Paylaşamadığın hayat yaşamak değildir “. Saygılarımla Filiz Işık

    Yanıtla
    1. receptemel0606 dedi ki:
      25/04/2020, 09:02

      Filiz hanım Allah herkesin sofrasına halil ibrahim bereketi versin ve herkeste bereketlenen sofralarını gerçek ihtiyaç sahiplerine açsın. Ne güzel ve bereketli bir hikaye paylaşmışsınız yüreğinize sağlık.

      Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

©2026 RECEP TEMEL | WordPress Theme by Superbthemes.com