Aslında yaşadığımız bugünler bize değişim döneminde olduğumuzu hızla hissettirmekte. Değişime direnmenin de yersiz ve anlamsız olduğunu kendime bir şekilde anlatmaya çalışıyorum. Sonra düşünüyorum. Keşke bu kadar değişmese mi her şey acaba. Değişen şeyleri bıraktığımız yerlerde bulabilmekte iyi olur sanki diyorum. Düşünsenize o hep ifade edilen vefa, sevgi, saygı gibi kavramlar yerinde hep dursa. Bütün bu kavramlar her an ulaşabileceğimiz bir yerde olsa ne güzel olurdu. Değişim ile birlikte hızlı bir şekilde bu değer ve kavramları yitirdik, yitirmeye de devam ediyoruz. Değişimin rüzgârına her alanda kapıldık gidiyoruz. Manevi olan ve bizleri birbirine bağlayan asıl bağları hatırlayıp onlarla buluşmuyoruz. Unutup gidiyoruz. “ Hatırlamak bir buluşma biçimidir” diyor Halil Cibran… Çocukluğumuzun ve gençliğimizin bir duruşu olan sevgi saygı vefa gibi kavramları değişimler ile birlikte değiştirip yerine bencillik saygısızlık vefasızlık gibi kavramları koyuyoruz. Bu da bizleri birbirimizden ayırıyor. Değişim bizlerin hayatını kolaylaştırması gerekirken, aslında bakınca bizleri birbirimizden uzaklaştırmaya başladı. Değişimin hayatımızı kolaylaştıran yönlerine karşı değişmenin yanında olmanın yansıra, bizleri biz yapan değerlere karşı olan değişime direnmek gerek. Çünkü bizler sizi sizler bizi hatırladıkça buluşuruz değişmeden. Sağlıcakla.