Kalbi bıçak gibi kesiyor, biz çocukken derken gözlerimin önünden geçen yıllar.
İlk okulda orta sıralarda yaşadığım yaramazlıklar, mahalleler arası futbol maçları, koşarken düşüp kanayan diz ve dirseklerimin acısını bile hatırlatır biz çocukken derken.
Ortaokulda çocukluğun verdiği gurbet hüznüyle okulun önündeki birkaç ağacın dibinde oturup dalar giderdim. Her kırgınlığımda sanki çocukluğuma gidip gölgesinde oturduğum arkadaşım gibi.
Tekrar biz çocukken dedikten sonra, düşünceler beni alıp götürüyor lise yıllarıma… Lisedeyken deniz kenarında ve küçük bahçeli okulumuzdan servise binmek için merdivenlerden çıktığım anın yansıra o sene vefat eden okul arkadaşım aklıma gelir. Sonra hayatımdaki tüm insanlar gelir aklıma. Beni üzen, beni kıran, beni güldüren, beni seven veya sevmeyen herkes aklıma gelir ve hüzünlenirim biz çocukken derken tekrar… Peki bir kelime nasıl olurda bir insana bunların hepsini aynı anda nasıl aklına getirebilir ne çok şeyi? Biz Çocukken.
Şimdi yıllar sonra iş hayatımda hala biz çocukken dedikten sonra yine o zamana gidip o ağacın gölgesinde gibi hissedip, zamanın bizden aldıkları ne varsa aklıma gelip film şeridi gibi gözümün önünden geçerken düşünüyorum da belki de zorluklar içinde olsa da mutlu çocukluk yaşayan en son nesillerdik. Acısıyla tatlısıyla güzel çocukluk yaşadık. Değeri bilinmeyenlerden değil de adı bilinmeyenlerle dolu bir çocukluktu.
BİZ COCUKKEN.