Takvim yaprakları değişiyor, yıllar geçiyor ama insanın içinde annesine dair bazı hisler hiç değişmiyor. Hatta büyüdükçe daha da çoğalıyor. Çocukken sadece sevgisini hissettiğimiz annemizin, aslında hayatımızın her anına nasıl emek verdiğini yıllar geçtikçe daha iyi anlıyoruz.
Bu yıl anneler gününde yine çocukluğuma gittim.
Bir ev düşünün… Sabah herkesten önce uyanan bir anne, akşam herkesten sonra dinlenen bir anne… Kendi yorgunluğunu hiç göstermeden evladının üstünü örten, aç kalıp doyurdum diyen, üzülüp belli etmeyen bir anne…
Şimdi düşünüyorum da; insan büyüdükçe annesinden uzaklaşmıyor aslında, annesinin kıymetine daha çok yaklaşıyor.
Eskiden anlamadığımız birçok şey şimdi zihnimizde başka yer buluyor.
“Çalışmazsam yorulurum ben…” derdin ya anne…
Meğer insan sevdikleri için yorulunca tükenmiyormuş.
Tam aksine, sevgiden güç alıyormuş.
Bugün nerede olursam olayım, hangi şehirde yaşarsam yaşayayım; içimde hâlâ o çocuk yaşıyor.
Gece sessizliğinde uzaklara dalıp giderken arkamda koca bir dağ gibi duran annesinin varlığını hisseden o çocuk…
Bazen insan sadece bir kahvaltı sesini özlüyor.
“Hadi kalk” diyen bir sesi…
Bir sofrayı…
Bir evin içindeki huzuru…
Annem…
Hayatın boyunca bize bir ömürlük emek bıraktın.
Sadece büyütmedin; sabretmeyi, mücadeleyi, merhameti ve dik durmayı da öğrettin.
Şunu çok iyi biliyorum ki;
Bu dünyada insanın en güvenli limanı annesinin duasıdır.
Bu vesileyle başta canım annem olmak üzere; evladı için ömrünü adayan, sevgisini hiçbir zaman eksiltmeyen tüm annelerimizin Anneler Günü kutlu olsun.
Ahirete irtihal eden annelerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Çünkü her insanın hikâyesinin ardında, görünmeyen bir yazar vardır…
Ve o yazar çoğu zaman annedir.
Sağlıcakla…