1 Mayıs. Emek ve Dayanışma Günü. Nisan 2008 den bu yana resmi tatil ilan edilmesi ile birlikte ülkemizde çeşitli etkinliklerle kutlanan ve işçi sorunlarının dile getirildiği gün. İşçinin emeğinin vurgulandığı alın teri günü. Alın terinin önemini hissettiğimiz bir gün. Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, kullandığımız ne varsa hepsi alın terinin gücü yani işçilerin emeğinin bizlere yansımasını anladığımız gün 1 Mayıs.
Alın terinin ve emeğin hakkını ödemek zordur. Üretim yapan her işçi en küçüğünden en büyüğüne kadar hepsi büyük bir özveriyle çalışarak bizlere büyük sanat eserleri sunmaktadırlar. Bu korana günlerinde dışarıdan hazır aldığımız çok şeyi yapmayı deneyip yapamadığımızı görünce insan; anlıyor işçinin emeğinin önemini. En basitini konuşuyoruz belki de. Sokağa çıkma yasağı ile birlikte evlerde ekmek telaşı ile fırınlara marketlere koştuğumuzu düşününce 1 Mayısların önemini daha iyi anlamak gerektiği çıkıyor ortaya. Korona sebebi ile bir şenlik havasında olmayacak belki 1 Mayıs. Ama bir şekilde şartlar ölçüsünde kutlanacaktır. Evlerden sosyal medyadan çalışmak zorunda olan işçi kardeşlerimiz iş yerlerinden vs. Ama temennim daha iyi şartlarda, çalışma ortamı ve özlük haklarına sahip olmalarıdır. Şimdiden 1 Mayıs emek ve dayanışma günlerini kutluyorum emeğin ve alın terinin sahiplerinin.
Şimdi başlıktan da anlaşılacağı üzere işçi bayramı olunca önemli bir konu olan çocuk işçilere dikkat çekmek istiyorum. 100. Yılını kutladığımız 23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramını büyük bir coşkuyla kutladık. Dünyada eşi benzeri olmayan çocuk bayramımızı büyük onur ve gururla kutladık. Çocuklarımızın sevinçlerine gülümsemelerine ve mutluluklarına ortak olduk.
1 Mayısın işçi çocukları var bir de. Doğumundan sonra gerek hayat şartları gerekse zorla çok küçük yaşlarda iş hayatıyla tanışıp büyüyen çocuklarımız. Yasal mevzuatlar çerçevesinde ne kadar da korumaya alınsa da çocuk işçilerimizi her yerde her zaman görmek mümkün. Gerçekçi olarak baktığımız zaman gerçekten çalışmak zorunda olan çocuklarımız var. Belki bu da bizim ayıbımız. Baktığımız zaman çok geniş bir kavrama sahip çocuk işçi kavramı. Sokağa çıktığımız andan itibaren bir tarafta dilenen, diğer tarafta simit satan bir diğer tarafta işyerinde çalışan çocukları görmemek mümkün mü? Çalışmak ayıp değil ayıp olan o küçük çocukları işçi sınıfına sokmamız. Onlara işçi derken bile insanın içi sızlıyor. Küçücük parmakları şimdiden nasır tutmuşçasına 40 yaşındaki insan eline benziyor olması bile gösteriyor gerçekleri.
Ulusal egemenliğin 100. Yılının 1 Mayısında emek ve dayanışma günü kutlanırken çocuk işçiliğine de bir parantez açalım. Bugün dünyada 152 milyon çocuk işçi var. Çocuk işçiliğine vicdanen dur diyelim. Çocuklar işçi bayramını değil; 23 Nisan çocuk bayramını kutlasınlar. 23 Nisanı bayram bilsinler ki, 1 Mayısı beklemesinler. Çocuklar 1 Mayıs da işçi olan anne ve babalarının emek ve dayanışma gününü kutlasınlar. İşçi çocuklar değil; işçi anne babanın gurur duydukları ahlaklı erdemli dürüst çalışkan çocukları olsun.
100 yıl önce kötü olan her şeye karşı kurulan meclisin çocuklara hediyesiydi 23 Nisan. Çocuk işçiliğinin de farkında olunduğu bir gün olur inşallah 1 Mayıs. Çocuk işçiliğinin bittiği, her çocuğun eşit imkânlara sahip olduğu bir dünyada yaşamak temennisi ile 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününü ismi ile anlamlandırarak emeklerin boşa çıkmadığı ve dayanışmanın arttığı bir gün olarak kutlanmasını diliyorum. Ulusal egemenliğin 100. Yılında Yaşasın 1 Mayıs.